engelsiz::konuşankitaplık.org
Tweetle
KAÇIŞ YOK



YORUM YAP
Bir saf İhtiyar bir kuşluk çağı koşa koşa Süleyman'ın adalet sarayına sığındı.
Gamdan yüzü sararmış, iki dudağı morarmıştı; Süleyman:
"A efendi, ne oldu? Buyur!" dedi.
Adam:
"Azrail karşıma çıktı. Azrail bana öyle bir öfkeli, öyle bir kin güder gözle baktı ki," dedi.
Süleyman:
"Peki," dedi, "şimdi ne istiyorsun, onu söyle?"
Adam:
"A can sığmağı, rüzgâra emret de beni buradan Hindistan'a götürsün; olur ya, bu kul o yana gider de canını kurtarır."
Süleyman rüzgâra buyurdu. Yel de adamı hemen aldı, Hindistan'ın bir ucundaki bir adaya iletti adamı.
Ertesi günü divan kurulmuştu; herkes Süleyman'ın kapısına gelmişti. Süleyman Azrail'e dedi ki:
"O Müslüman'a niçin öyle baktın? Onu canından malından uzaklaştırmak için mi öyle öfkeliydin?"
Azrail dedi ki:
"Ne vakit öfkeli bakmışım ona? Yol uğrağında gördüm de şaşırdım kaldım, şaşkın şaşkın baktım görünmemem gerektiğini unutarak. Çünkü Tanrı bana onun canını bugün Hindistan'da alacaksın diye buyurdu. Oysa adam buradaydı daha dün."
yönetim