engelsiz::konuşankitaplık.org
Tweetle
MAVİ GÖZLÜ ÇOCUK



YORUM YAP
İhsan Bey, bir gün dokuz aylık çocuğunu severken şöyle bir muhakeme yaptı:
- Benim gözlerim siyah, anasınınkiler de öyle. Halbuki çocuğunkiler çini mavi. Cahil bir adam olsaydım: "Allah'ın hikmeti!" der geçerdim. Fakat, veraset kanununa nazaran ilim ve fenne kat'iyyen mugayir bir hadise... Sakın çocuk!..
İhsan Bey, düşüncesinin bu noktasında, dalgın dalgın sokakta yürürken, başına damdan kiremit düşmüş bir adam gibi birdenbire sendeledi. Az kalsm çocuğunu kollarından yere atıyordu.
Biraz sonra, soğukkanlı düşündü. Karısı biraz asabi ve inatçı, fakat, gayet temiz bir kadındı. Kendisini aldatmış, bu çocuğu başkasından almış olmasına imkân yoktu.
Mamafih, herkes bilir ki, şüphe, sıtma mikrobu gibidir. Bir kere geldi mi, insanın kolay kolay yakasını bırakmaz. Bazen geçmiş gibi görünür. Fakat, biraz sonra, en akla gelmeyen bir saatte, insanı tekrar üşütüp yatmaya, titretip bağırtmaya başlar.
İhsan Beyin şüphesi günden güne ilerliyor, zamanla kat'i bir kanaat haline geliyordu.
Bir gün şöyle düşündü:
Karımın namusundan eminim. Fakat, bu melun şüpheyi mutlaka defedecek bir çare bulmalıyım... Ayşe, budala bir kadın olsa, ustalıkla onu istintak eder, ağzından lakırdı almaya çalışırdım. Fakat, buna imkân yok. Başka bir şey yapmalı. Karım kıskançtır. Bana daima "Aldatılmaya dünyada tahammül edemem. Göze göz, dişe diş. Beni aldattığını haber alırsam, derhal ben de seni aldatırım. Ve bunu, hiç çekinmeden gelir sana söylerim. Artık sen nasıl istersen öyle hareket et!.." der. Ben, kendimi birdenbire çapkınlaşmış gibi gösteririm. Sonra, bir metresim olduğunu anlatacak bir şey yaparım. Ayşe, derhal intikam sevdasına düşer ve çini mavi gözlü çocuğun başkasından olduğunu açıkça itiraf
eder. Karımı söyletmek için bundan daha emin yol yoktur.
İhsan Bey, birdenbire değişmişti. Akşamlan geç, bazen sarhoş geliyordu... Karısıyla konuşurken acayip acayip şeyler söylüyordu:
- İnsan, dünyaya bir kere gelir. Keyfi nasıl isterse öyle hareket etmeli!... İnsanın müebbeden aynı yemeği yemesi, aynı çiçeği koklaması manasızdır. Hayatta biraz da değişiklik lazım... Vefa ve sadakat boş bir esarettir.
Ayşe Hanım, kocasmdaki bu değişikliği anlamıyor:
- Sen çıldırdın mı İhsan?.. Bunlar, nasıl sözler? Allah'ın bildiğini ne saklayayım? Ben, senin tutumunu beğenmiyorum... Bir münasebetsizliğini haber alırsam yapacağımı biliyorum: Göze göz, dişe diş!., diyordu.
İhsan Bey, karısının bu sözlerini lakayt bir tebessümle karşılıyor:
- Ne çıkar? Benim senden istediğim, eve, çocuğa ve biraz bana bakmandan ibarettir... İstediğin gibi hareket etmekte serbestsin. Nasıl ki, ben de öyleyim:
İhsan Bey, oynadığı rolden pek memnundu, kendi kendine:
- Ayşe kızıyor... Tahminim gibi beni aldattı ise, bunu
açıkça yüzüme söyleyeceği zaman uzak değildir.
İhsan Bey, bir gün kapıdan çıkarken bir mektup düşürdü.
Genç kadın, hemen ayağını kâğıdın üstüne bastı. Kocasının paltosunu süpürmek için yürümek lazım geldiği zaman, ayağım sürüyordu.
Bu manevrayı fark eden İhsan Bey, sokakta ellerini oğuşturarak gülümsüyordu:
- İş yolunda. Ayşe'ye fevkalâde mahir bir oyun oynadım. İki ihtimal var: Karurı bu akşam ya ağlayıp bağıracak, yahut: "Bir metresin olduğunu öğrendim. Fakat, nafile gururlanma... Ben, senden daha evvel davrandım: Çocuk senin değildir. Onun çini mavi gözlerinde yabancı bir babanın imzasını okuyabilirsin!.." diyecek. Birinci halde: "Yaptığım bir şakadan başka bir şey değildir. Git, yazıhanemi aç; orada saklı duran kapalı zarfı aç, oku... Sahte bir mektup düşürmek suretiyle sana bir şaka yapacağım onun içinde yazılıdır..."
İkinci halde ise: "Yakaladım!.." diye bağıracağım, "Sana hakikati itiraf ettirmek için bu oyunu oynadım! Hâsılı her iki halde de, yarın bu saatte şüphelerinden kurtulmuş, mesut veya bedbaht bir adam olacağım..."
İhsan Bey, o gece geç vakit eve geldiği zaman karısını
. evde bulamadı. Ayşe Hanım şu mektubu bırakmıştı:
(Bugünü metresinin evinde geçirmeye gittiğine dair kat'i bir delil elde ettim. "Göze göz, dişe diş!" dediğimi hatırlarsın. Öteden beri bende gözü olduğunu bildiğim erkeğin evine gittim. Hiçbir vicdan azabı duymadan intikamımı aldım. Artık bu felâketten sonra, bir arada yaşamak mânâsız ve imkânsız olduğu için, babamın evine gidiyorum. Yegâne teessürüm, senden daha evvel davranmamış olmamdan ibarettir. Ayşe).

yönetim